oğlum ve ben www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Lilypie 4th Birthday PicLilypie 4th Birthday Ticker

23/7/2008 - Tatil/Bölüm-2


      Tatilin Çeşme durağındayız. Otel seçimi çok kolay olmuyor. Bizim çok beğendiğimiz , sakin bir otelden Ada'nın "Ben buzdolabısız otel." istemem çığlıklarıyla çıkıyoruz. Diğerlerinde de ilk önce dolap olup olmadığına bakıyor. (Sebep ilk girdiği otelde buzdolabının içinde gördüğü çikolatalar:))İkinci kriter tv. Ve son olarak da atlayıp zıplayabileceği kadar geniş olması gerekiyor. Nihayet tüm kriterlere uyan bir yer buluyor ve yerleşiyoruz.



           Altı yıl önce başbaşa, kolkola yürüdüğümüz Ilıca sokaklarından bu sefer üç kişi geçiyoruz:)) Üstelik yükümüz de artmış. Kovalar, kürekler, can yeleği...Gündüzleri denizin,  akşamları sakinliğin tadını çıkarıyoruz.



        Tekne turuna çıkıyoruz. Adına yakışan bir koy, Mavi Koy.



    Turun diğer bir uğrak yeri de Eşek Adası.  Ada pek bana çekmemiş, bence çıldırma noktası olabilecek bir yakınlıkta seviyor onları. Bense en fazla uzaktan bakabiliyorum. Benim isteğim dışı yaklaşmalarında da feryatlarım bütün adayı çınlatıyor:))



    Koylardan birinde deniz kestanelerini inceliyoruz. Tehlikelerini anlatıyoruz(sanırım biraz abartıyoruz, çünkü kayalara çıkmak istiyor.) Tekneye bindiğimiz anda canım oğlum korku içinde ağlamaya başlıyor. Hıçkırıkların arasında "kestane" sözü işitiliyor. Meğer ayağına bir kaç diken batmış. Birini zorla alabiliyoruz diğerine izin vermiyor. "Vücudum onu ataaaaar." diye ağlıyor. Sakinleşmesi çok uzun sürmüyor ama...




     Sonra Kuşadası'na geçiyoruz. Her sabah bu huzur veren manzarayla güne başlıyoruz.



       Oda Ada'nın kalite kontrolünden geçiyor. Hatta burda süper saklanma odası da var:))



      Ada'nın sosissiz, can yeleksiz, desteksiz ilk yüzme deneyimini bu havuzda yaşıyoruz. Bolca su yutuyor ama sonunda atladığı sudan yardımsız burnunu çıkarabilmeyi başarıyor:)) Yine aynı havuzun başında Ada oynamak istediği bir arkadaşına "Hey bebek gelsene buraya" dediği için yarı Alman yarı Türk annesi tarafından "Tam Türk Erkeği" ünvanını alıyor.





     Burası benim adıma yapılmış dediği Adaland'a gidiyoruz.  Girdiği ilk dakikalar her gördüğüne bakıp "Vay beeee" diye mırıldanıyor. Korku tüneli dediği yerden kayma izni alamıyor. Hatta boyun kısa diyen görevliye "Görmüyor musun can yeleğim var, bana bir şey olmaz." diye itiraz ediyor. Ama sonuç değişmiyor. O saatten sonra "Ne zaman seneye olacak, ne zaman büyüyeceğim ben?" sızlanmaları hala devam ediyor.

Gelecek bölüm:Görünüşe aldanmamalı, helvacııııı, artık evimize dönüyoruz.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/7/2008 - Yolculuk Halleri


        Otuz saati geçen yolculuklar sırasındao kadar çok mola vermemize rağmen  arabanın içinde şekilden şekle girmişiz. Çeşitli oyunlar oynayıp, şaklabanlıklar yapmışız.
         Ayrıca yolculuk esnasında oluşan Ada'nın yeni toplistinin ilk üçü aşağıdadır.

Helldorado- A Drinking Song
Janis Joplin- Cry Baby
Allvin& The Chipmonks- We Wish You A Merry Christmas

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/7/2008 - Tatil/Bölüm-1:)) Neler yapmışız?

        Tatil başlar başlamaz, hatta mesai saatleri biter bitmez oğlumla kendimizi İstanbul'a atmışız.

        Yıllardır başlarında birbirlerini sakat etmesinler diye nöbet tuttuğumuz iki dakikada bir kavga çıkaran bu iki kafadar bu sefer pek bir güzel anlaşmış. Hatta ben yemek yeme konusunda biraz Ada'nın üzerine gitsem Efe "Çocuğun üzerine gitme teyze, acıkınca yer lüffen." diye onu kollamaya bile girişerek bizleri oldukça şaşırtmışlar.


Günler süper eğlence,dinlence, alış veriş içinde geçerken fotoğraf çekmeyi bile unutmuşuz. İlk gittiğimiz gece sürpriz bir tesadüfle kankito da İstanbul'da olduğu için sabaha kadar gülmek gülmek ve de gülmekle geçmiş. Ertesi gün yine gülmek arasına alışveriş de sıkıştırılmış. Çok gezilmiş, çok eğlenilmiş. Hafta ortası Tanya ve Şebo'yla buluşulup tanışılmış. Daha doğrusu dostluk çok boyutlu hale getirilmiş. Yine o gece de gülmekten yanaklar ağrımış. Ada Şebo'ya fotoğraf çekimi esnasında  komplo yapsa da  gece boyu ondan gözlerini alamamış. Bu harika insanlarla süper sohbetli müthiş bir gece geçmiş. Çocuklar uyuduktan sonra sahilde bol bol kayılmış, hatta patenlerle aile boyu halay çekilmiş. Ada, Efe'yle bir gün yaz okuluna gidip ilk defa dayısının dersine girmiş. Kalan zamanlarda parklar gezilmiş ama çocuklara park sayısı asla yetmemiş. Böylece zamanın nasıl geçtiği anlaşılamamış. Hafta sonu baba da tatile çıkınca hep birlikte buradan Bandırma'ya geçilmiş.

        Önce canım babamla hasret giderilmiş. Sonra bol bol yüzülmüş, bol bol dinlenilmiş en çok da yenilmiş içilmiş. Göbeğin temelleri işte burada atılmaya başlanmış. Kuzen düğününde bir çok akraba bir araya toplanılmış, eğlenilmiş.     Yıllardır görülmeyen insanların ne kadar yaşlandığı farkedilince aynı şeyin kendin de gerçekleştiğini algılamak çok da güç olmamış. Memleket havası bir başka iyi gelmiş.

         Hafta sonuna doğru Manisa'ya doğru yola çıkılmış. Kuzen Ladin bir kaç saatlik görüşmeden sonra Ankara'ya Milli Takım seçmelerine yolcu edilmiş. Manisa sıcağının izin verdiği sürece gezilmiş. Balkon sefaları yapılmış. Yenilip, içilmeye ve eğlenmeye devam edilmiş.Buradan yola çıldığında Ada arabada şaşkın şaşkın sayıklamış. "Allaaa Allaaaaaa önce İstanbul'a teeezeme gittik. Soona Bandırma'ya anneannemlere gittik. Sonra Manisa'ya  halama geldik şimdi yine  nereye gidiyorus?"

      2. Bölüm yarına.....  Ada'nın otel seçme kriterleri, büyüme isyanları, dipten yüzme çalışmaları...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/7/2008 - Geldik biz:))


         Evimizdeyiz. Dün gece sonlandırdığımız miskin üç haftadan sonra ayrıca hafif isyan durumlarındayız.  
      Giderken özenle yerleştirip, gelirken tıkış tıkış ettiğim valizciklerimi yerleştirmekle ve bünyemi tuzlu su-kum-güneş krizine girdiği anlarda sakinleştirmekle meşgulüm.
          En kısa zamanda bol fotoğraflı tatil anılarıyla burada olacağız:))

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/6/2008 - Bu akşam...



-Ay anne baksana bana aşık olan yengeçin ısırdığı yer vardıya oraya tırnaaam geldi, çok acıyooo.
-Hıııı!!!Aşık olan yengeç mi?
-Evet bak şuramı ısırmıştıya?
-Hangi yengeç?
-Yaa bana aşık olan yengeç işte.
-Aşık olmak ne demek sen biliyor musun?
-Çok sevmek demek. İşte ben denize girdiğimde beni görüp çok beğenmiş, aşık olmuş, sonra da ısırmış.
Dumur anını atlatınca "Aşık insanlar birbirine zarar verir mi?" sorusu ağzımda tıkılıp kalıyor:))

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/6/2008 - Uzun Bir Ara Uzun Bir Yazı

      Yine uzun zaman olmuş yazmayalı ama sebepsiz değil. Son bir haftanın suçlusu bayıltıcı sıcaklar,okulda yapılan tadilat nedeniyle sürekli bir toparlanma, taşınma işleri, ondan öncesi ise inanılmaz bir yoğunluk.
Neler yapmış neler yapamamışız?

*Halk oyunları gösterisinde hava karanlık olduğu için canım oğlum sahne arkasında sırasını beklemeden kendini sahneye atmış. Olmaması gereken yerde girip bacaklarıma sarılınca sahneden alınmış. Babasıyla birlikte girmesi gereken yerde de küsmüş sahnede babasının etrafında bir kaç tur atıp sahneyi terketmiştir:))

*Aynı gece veli öğretmen el sanatları sergisine katılınmıştır. Resimde görülen elbise tüm dikiş kurallarını alt üst edecek şekilde meydana getirilmiştir. Kısacası kumaş yere yayılmış, üzerine yatılmış, kenarlardan sabunla çizilip kesilmiş, 2 saatte tamamlanmıştır. Kahverengini sevmeyen bir insan için bu kadar ısrarla takılarda kahverengi çalışması kendisine de ilginç gelmiştir.  Hatta aklının kaldığı, alamadığı  daha bir sürü kahverengi boncuğun varlığı da hayret vericidir. Hep kendini anlatıyorsun diyen baba için de bir eklememiz bulunmaktadır. Takıların altındaki şiirler de ona aittir. Fakat şiirlerden biri tarafımca bestelenmiştir:)) Hehe her yerde böbürlenecek bir şey buluyorum kendime.

*Aynı hafta karne hazırlıkları,ürün dosyası sunuları, tatil kitabı yazım çalışmalarıyla epey yorucu geçmiştir.

*Haftasonu canım annem ve babam Ada'nın ilk yıl sonu gösterisini izlemek için gelmişler fakat hain yağmur programı iptal ettirince geri dönmek zorunda kalmışlardır:(( ve bu beni çok ağlatmıştır.

*Bu sıkışıklık arasında bir doğum günü kutlanmıştır:))

*Yine aynı günler ard arda programlar iptal olmasın diye yağmurun yağmaması beklenmiş fakat hüsrana uğranmıştır.

*Canım oğlumun ilk gösterisi heyecanla izlenmiştir.

*Bunu takip eden günlerde bir Kep Giyme Töreni'ne, bir mezuniyet yemeğine, bir 1. sınıf balosuna katılınmış gecenin diğer saatlerinde de kitap tamamlanmaya ve baskıya yetiştirilmeye çalılşılmıştır.

*Canım öğrencilerimden birinin sünnet düğünü de yine aynı yoğun haftaya denk gelmiştir:))Ve tahtını Ada'yla paylaşmak zorunda kalmıştır. Günümüz düğünleri de pek bir şatafatlı yapılmaktadır:)) Aynı gece sürekli gidip sorduğu için satıcı kadın Ada'ya su tabancasını hediye etmiştir.

*Karnelerin verilmesine bir gün kala, matbaaya gidilecek sabah, kapağa eklenen bir logoyla 89 sayfalık kitaptaki tüm tablo ve resimler birbirine karışmış ve belge kilitlenmiştir. O sabah öğrencileri piknikten okula yolladıktan sonra gidilen matbaaya her şeyin düzeleceği umuduyla girilip ağlayarak çıkılmıştır. Hiçbir zaman yedeksiz çalışmayan ben bu sefer nasıl böyle bir hata yaptığını hala düşünmektedir. Aynı gün okula gidilecek araç da bulunamayınca hayata küsme tohumları  kuvvetle yeşermiştir.

*Canım oğlum ilk karnesini almış,"Artık okula gitmeyecek miyim?" sorusuna "Bir süreliğine evet." cevabını alınca içli bir "Heeeey" le başlayan "Yaşasın yaşasın" naralarıyla sonlandırdığı dansıyla okul sevgisini bizlere kanıtlamıştır. Soran sormayan herkese artık okulun tatil olduğunu ve gitmeyeceğini söylemiştir.

*Ve yine hayata renk katan diğer çocuklarla karneleri verilip  salı günü görüşmek üzere vedalaşılmıştır. Kalan 3 günde kitap çalışmaları hızla devam etmiştir.

*Ve nihayet olaylı kitap söz verilen güne yetiştirilmiş ve bu yıl da böylece sona ermiştir.


*Küçük bir haftasonu kaçamağı yapılmış, kısa oluşu Ada'yı hayal kırıklığına uğratmıştır. Çünkü onun planında uçak  yolculuğu ,Efe, anneannesi ve uzak denizler yer almaktadır:)) Bol bol yüzmeye orada başlanmış bu hafta banyo küvetinde devam edilmiştir:))

*Ve bu hafta sıcak , sıcak ve sıcakla geçmiştir, üstüne bir de maç 3-2 bitince sıcaklık iyice artmıştır:(( Yine de buraya kadar gelmelerinin verdiği gurur,  sakinleşince  bir serinleme hissi yaratmaktadır.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/6/2008 - Hafta sonu koşuşturmacası içinde aklımda kalanlar...

     Sergi hazırlığı, yıl sonu gösterisi kostüm alışverişi, halk oyunları gösterisi son provaları derken tam gaz bir haftasonu geçti yine. Akılda kalanlar da unutulmamak üzere hemen not edilmeye gelindi. Bugün halk oyunları gösterimiz var Ada da son anda olumsuz bir hissiyatı olmazsa babasına  ve bana eşlik edecek. Kostümler geldiğinden beri çok heyecanlı , sürekli onları giymek için can atıyor. Hatta bugün (artık dün demek lazım sanırım saat geceyarısını geçti) kostümlü provaya giderken fotoğraf çektirmeyi sevmeyen çocuk "Anne beni bööle çeksene." bile dedi. Yarın yani pardon bugün çoook yorucu ve uzun bir gün olacak. Bir an önce yazmak , yatmak, güç toplamak lazım. Kısa kısa yazalım, kaçalım.

 

Alışveriş sırasında anne fırsatı değerlendirip kendine de bir şeyler bakmayı dener

-Anne baak  ne şık ayakkabılar, çantalar.

-Hımm evet. Bir dakika şunlara bakmak istiyorum biraz buraya gelir misin?

-Onlar hiç şık diyil. Ben sana gösterdim işte sen esas onlara bak, bunlara bakçaana.

 

Mağazanın üst katından aşağıyı izlerken görülen köpeğin  yanına koşarak gidilir

-Ayyy anne baksana küçücük.

-Evet, haydi sev bakalım.

-Isırır mı?

-Küçücük baksana, bir şey yapmaz korkma.

Köpek dişleri kaşındığı için ufaktan ısırmaya çalışır, Ada "Bu köpek elimi yiyooooor." diye haykırarak uzaklaşır. Fakat sonra birlikte top oynayacak kadar birbirlerine ısınırlar.

 

Kostümleri ilk gördüğü anda

-Ben böööle çiçekli şey takmam. Kız şeyi bu.

-Kız şeyi değil oğlum o. Bak benimkiler bunlar, o senin.

-Banane çiçek var üstünde, kız şeyi bu. Erkekler böyle şeyi takmaz.Hem de pembe, hiç erkeğin pembe şeyi olur mu?

 

 

Bir kaç  dakika sonra babasıyla kendi şapkası arasındaki farkı görür. Baba şapkasını daha çok beğenir. Üstelik üzeri çiçekli oyalarla kaplı olmasına rağmen:)) Kendi kuru fesini başına bile takmaz. Bunun üzerine gezilmedik yer bırakılmaz ama oya bulunamaz. Beyaz çiçekli fistolar pastel boyalarla boyanıp kötü de olsa şapkanın bir kopyası tarafımca yapılır. Bir de oyuncak bir tabancayla kostüm tamamlanır. Fakat hala gözü babasının kostümündeki Atatürk'ün arkadaşlarının sandığı tabancadadır. Yarın ne olacaktır bilinmez.

 

Kostümler geldikten bir gün sonra gözlerini açan Ada hışımla yataktan fırlar

-Günaydın oğlum

-Dur anne ben önce çizmelerimi giyiiim.

 

Provada

-Ya baba ayaama ne basiyosun yaaa? Küstüm işte.

Sahne terk edilir, dediğim gibi gösteri o anki ruh haline kalmıştır.

 

Bu akşam üzeri provadan sonra

-Anne karnım ağrıyor.

-Uzan sana masaj yapayım oğlum.

-Of çok ağrıyo anne.

-Ne kadar ağrıyor?

-Bu bacaaam kadar ağrıyo. İşte o kadar uzun ve çok.(Sanırım bu şiddetli bir ağrı demek.)

 

 

 

Ve saat 01:20. Güç toplamak için altı saatten az bir sürem kalmış demek. Ordan oraya koşuşturmadan yetişebileceğim, mide ağrısız bir gün ve hatasız tamamlayabileceğim bir gösteri olsun istiyorum.

 

Herkese iyi haftalar.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2008 - Oynar mıymış? Oynarmış.

Öğle saatleri

     "Çok eğleniyolum anne. Hadi şimdi ne oynayalım?" sözleriyle oyun standlarını dolaşıyoruz.

     Ada çeşitli yarışmalara katılıyor. Yumurta taşıma, çığlık atma, balık avlama, unda boncuk bulma, çuvalla zıplama, kahkaha atma...Enerji hiç tükenmiyor. Her seferinde "Hadi şimdi ne oynıycas?" cümlesi. Birlikte körebe, mendil kapma, don-ateş, yakartop oynuyoruz. İp atlıyoruz. Hatta bir ara oynadığı misket oyunundan iki tane de misket kazanıyor. Değmeyin keyfine Her tarafta yüzleri rengarenk boyanmış çocuklar... Bizimki yanaklarına kuru kafa çizilsin istiyor. "Hani bunun kemiği nerde?" diye beğenmiyor.Akşam üstüne doğru onu yerinde oturtabileceğim,o birkaç dakika içinde de dinlenebileceğim etkinlikler arıyorum. Ama nerdeee? Nehirdeki balıklara kraker atalım diyorum. Nerdeyse kendini nehre atıyor. Oyun oynamak daha iyi, en azından daha az tehlikeli.Festivalden sonra dokuz buçuğa kadar kumların çimenlerin içinde yuvarlanıyor. Kumdan pastalar yapıyor. Sulanan çimlerin içinde her tarafını ıslatıyor.

-Oğlum yoruldun mu?

-Hayııııl.

-Nasıl geçti bugün?

-Çok eylendim anne:))

     Biri de bana sorsa bugün nasıl geçti diye, ne derim acaba?Yeni iyi ettiğim gözlerim ve burnum kavaklar sebebiyle yine şişip cayır cayır yanmaya başlamışken, ayaklarım bedenimin bir parçası değilmiş gibi hareketsiz öylece dururken, hoşaf gibi olmuş ekran karşısında otururken sanırım yine de "Süperdi" diyebilirim. Tüm gün yüzündeki o heyecanlı ifade, mutluluk sözcükleri, neşe "hepsine değerdi" dedirtebiliyor.

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2008 - Bir çocuk sabah saat 8:30'dan akşam saat 21:30'a kadar hiç durmaksızın oynar mı?

Oynarmış.

Bugün III. Geleneksel Nostaljik Çocuk Oyunları Festivali vardı.

Henüz sabahın ilk saatleri anne sergi hazırlıklarında, baba organize işlerde:)) Ada da oyunda...

 

Anne bak ne kadar güçlüyüm.

Baaak ayaaamı bööle de yapabiliyom.

Ay anne dayanamıyom, düşüyolum.

A!Oooo! Düştüm.

Bi şey olmadı ki çok güçlüyüm ben.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2008 - Sü-rü-nü-yo-rum

Bu kadar ilaç bir bünyeye girer de hiç mi iyi etmez???

Yaklaşık bir haftadır ve özellikle  son üç gündür şiddetle sürünüyorum. Durduğum yerde uyuyup kalıyorum. Bedenim resmen yılın yorgunluğunun  intakamını alıyor benden.  Yurdum doktorları ne beni ne de oğlumu iyi etmeyi bir türlü başaramadı.

 

Yine yurdum doktorlarından biri, bir çocuğu annesiz, bir adamı eşsiz, bir ana babayı evlatsız bıraktı:((

 

Bana , bize yaptıklarını yazdığım zaman burada, bazı kimseler tarafından tepki görmüştüm. Naz yapmakla suçlanmıştım. Şimdiye kadar pek çok hatasını duydum, yazdım. Ama böylesi olmamalıydı:(( İsmini burada yeniden geçirmek istemiyorum buradan ve şuradan okuyabilirsiniz. Sağlık hata götürmüyor. İnsan hayatı söz konusuysa eğer kesinlikle ihtimallere bırakılmamlı bir şey. Ne olur bundan sonra kimsenin canı yanmasın. Çocuklar annesiz kalmasın.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Ben Kimim?

Adanın Maceraları

Son Yazılarım

Tatil/Bölüm-2
Yolculuk Halleri
Tatil/Bölüm-1:)) Neler yapmışız?
Geldik biz:))
Bu akşam...
Uzun Bir Ara Uzun Bir Yazı
Hafta sonu koşuşturmacası içinde aklımda kalanlar...
Oynar mıymış? Oynarmış.
Bir çocuk sabah saat 8:30'dan akşam saat 21:30'a kadar hiç durmaksızın oynar mı?
Sü-rü-nü-yo-rum
1,2,3 veee 4
El emeği göz nuru ilk Anneler Günü hediyem
Kısa Kısa
Geldi mi, hepsi gelirmiş demek ki...
İyi bir güne başlayalım, olur mu?
Dinlenelim eğlenelim, hafta içi "Öf" leyelim:))
Bir servis kovalamamışlığım kalmıştı:)
Pufff!!!
Bu ne hasretlik ah!!!
Hımmm, şimdi ne demeli?
Sabah sabah söyleyecek söz mü yok oğlum???
İyi ki doğdun:))
Nasihat
YAŞASIN!!!
İki dakikalık rötar nelere mal oluyor

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Annem ve Ben Onları Okuyoruz

Kerem
Özde
Yaren
Efe
Neva
Nehir
Arda
Söz
Ada
Keremcim
Emir
Didem teyzem
Kerem'in annesi Aslı teyzem
Süper anne Annelog teyzem
Sadece adı "Cadı" olan teyzem
Tuğkan'ın annesiYonca Teyzem
Yaman'ın annesi Aslı teyzem
Şeyda teyzem
İkizlerin annesi
Margot teyzem
Süper yemekler pişiren Hatice teyzem
Mimi ve annesi
Mayonez teyzem
Hemşerimiz püstüklü mama
Toplu İğne Teyzem
Teyzen Teyfik
Şebnem Teyzem
Nehir'in annesi Binnur teyzem
Aşk Böcüğü ve annesi
Kaplumbağa ve Aktris'in Annesi Sardunya Teyzem
Yaban Eriği teyzem
Efe'nin teyzesi Aysun ablam
Kıpırcan'ın annesi
Baba Olmak
gebelikveannelik
Tanya Teyzem
Cem ve annesi
Küçük Kuzu Defne
Nilüfer'in şekerleri
Biyonikkedi
Free Website Counters
Free Website Counters
blog layouts

blog layouts

eXTReMe Tracker